Image Image Image Image Image

© Copyright 2012 Your Company | RSS | Email

 

Scroll to Top

To Top

Spor Branşları

OkçulukOkçulukOkçuluk

By admin

On 11, Şub 2016 | In | By admin

Okçuluk

Kökeni insanoğlunun avcılık günlerine dayanan, oku bir yay aracılığıyla hedefe göndermeyi amaçlayan spor dalı. Okçuluk ilk kez 1904 Yaz Olimpiyatları’nda olimpik programa alınmış, 1972’den beri aralıksız olarak programlarda yer almaktadır. Bu branşta ilk dönemlerde Fransa, Belçika ve Büyük Britanya söz sahibiyken, daha sonraki dönemlerde ABD, Rusya, İskandinav ülkeleri, İtalya ve Kore bu ülkeleri izlemiştir. 1931’de kurulan ve halen 140 ülkenin üye olduğu Uluslararası Okçuluk F Federasyonu (FITA – Fédération Internationale de Tir a l’Arc) okçuluk dalında en büyük otoritedir.

Branşın Amacı
Sporcuların çeşitli mesafelerden iç içe sarı, kırmızı, mavi ve siyah renklerle tasarlanmış halkalardan oluşan hedefi merkezden vurarak en yüksek puanı almak amacı ile mücadele ettikleri bir spor dalıdır. Bu spor dalında sporcular rakiplerinden çok kendileri ile mücadele eder. Her atışta daha iyisini yapmaya çalışırlar.
Sporcu Özellikleri
Bu spor dalında fiziksel özelliklerden bahsetmek pek anlamlı değildir. Farklı fiziksel özelliklere sahip bir çok başarılı sporcu vardır. Bu spor dalında en önemli özellikler koordinasyon, dikkat ve nişan alabilme yeteneğidir.
Branş Kategorileri
Bu spor branşında kadınlar ve erkeklerde ayrı ayrı olmak üzere toplamda 4 yaş kategorisinde yapılır. Bunlar sırasıyla şöyledir; Minikler, Yıldızlar, Gençler ve Büyükler.
Klasik Yay ve Makaralı Yay sporun iki farklı kategorisini oluşturur.

 

“1920 Yaz Olimpiyatları nda  , van Innis altı altın ve üç gümüş madalya almış toplam  dört altın ve iki gümüş madalya kazandı. O Olimpiyat tarihinin en başarılı okçusudur.”
 Hubert Van Innis
– Belçika


Yarışmaların Yürütülme Şekli
Okçuluk sporunda atışlar tüm sporcuların aynı anda ve aynı çizgi üzerinden atış yapması şeklinde gerçekleştirilir. Bu düzeni ve atış süresini, tüm atış çizgisini görebilecek şekilde konumlandırılmış olan atış kulesinde bulunan atış yöneticisi yönetir. Görsel ve işitsel uyarıları içeren zaman makineleri sayesinde sporcular atış yapabilecekleri süreyi takip ederek atışlarını tamamlar.

Yarış Esnasında Giyilen Ekipmanlar

Kadınlar, spor ayakkabı, beyaz spor çorap, beyaz etek veya pantolon, beyaz kısa veya uzun kollu bluz ve şapka kullanabilirler. Erkek sporcular ise spor ayakkabı, beyaz uzun pantolon ya da kısa şort, kısa veya uzun kollu forma, şapka kullanabilirler.Tüm bunların dışında okçular, göğüslük, kolluk ve parmaklık kullanırlar. Kullandıkları parmaklık yayın çarpmasından okçuları koruma amaçlıdır.

Okçuluk Sporunu Yapmak İsteyenler İçin
Tüm spor branşlarında olduğu gibi Okçuluk sporunda da başarılı sporcular 9 – 10 yaş aralığında bu spora başlayan ve eğitimlerini aldıkları Spor Kulüplerinin antrenmanlarına  prensipli bir şekilde devam eden kişilerden oluşur.

Türkiye’ de Okçuluk Spor Branşında Eğitim Veren Kulüpler Özel Eğitim Merkezleri ( MAPS )

Tarihi Süreç Ve Bazı Detay Bilgiler

FITA Müsabaka Kuralları :
Müsabaka sırasında hakemler her sporcuyu önceden numaralandırılmış hedeflerden biri ile eşler. Müsabakanın başında bir hedefle birden fazla sporcunun eşleştirildiği olur. Her sporcu kurallarca ön görülen sayıda ok atar. Atılan ok sayısına göre aşılmaması gereken bir süre de vardır. Atış çizgisine gelmek ve okları toplamak üzere hedeflere gitmek için hakemler tarafından bir ve iki adet sinyal sesi verilir.

Hedeften okların çıkarılması bir hakem eşliğinde ve sporcular tarafından yapılır. Puanlar amaca yönelik hazırlanmış formlara büyükten küçüğe doğru sıralanarak yazılır. Bu formlar genellikle okçulara verilir bazen de hedefe iliştirilir. Okların puanları değerlendirilirken iki puan bölgesini ayıran çizgi üzerinde ok varsa yüksek olan puan yazılır. Okun kazandırdığı puanda herhangi bir fikir ayrılığı olması durumunda hedefin yakınında hazır bulunan hakem haberdar edilerek karar ona bırakılır. Bu sebeple hedefe saplı okların puanları sayılıp hesaplanırken onları ellemek ya da çıkarmak kural dışıdır.

Yerden sekerek hedefe saplanan oklar sıfır puan sayılır. Eğer bir ok hedef kağıdını tamamen delip arkaya geçer ama sıkıştırılmış saman gövdede kalırsa arkadan öne itilerek dışarı çıkarılır ve hedef kağıdında kaça saplandığı okunur. Eğer ok saman gövdeyi de delip geçmişse ve bu hakemlerden biri ya da müsabık okçulardan biri tarafından görüldüyse okun puanı 7 kabul edilir. Atılan ok hedefteki bir oka çarpar ve bu sebeple hedef kağıdına ulaşamaz ise çarptığı okun saplı olduğu bölgedeki puanı almış sayılır. Dalgınlık veya başka bir sebeple hakemin kendisi için belirlediği hedef dışındaki bir hedefe ok atan müsabık o okun puanını alamaz.

Eğer bir müsabık ön görülen oktan fazla sayıda ok atmışsa mesela 6 ok atılacak bir seride 7 ok atmışsa en yüksek puanı alan ok değerlendirme dışında tutulur. Eğer bir müsabık atış hattını terk ettikten ya da atışların sonunu belirleyen sinyal çaldıktan sonra atması gerekenden daha az ok attığını farkederse eksik okunu atamaz. Bu hakkı kaybetmiş sayılır. Eğer bitiş sinyalinden sonra ok atarsa hedefteki oklardan en fazla puan alan değerlendirme dışında bırakılır.

Türkiye’de Okçuluk
Gerçek bir ata sporu olarak tarihimiz içinde yer alan, tüm dünya ülkelerinin ciddi araştırmalar yaptıkları Türk Okçuluğu, son 5 yılda hızlı bir sportif kalkınma modeli sergileyerek, bu yönü ile bir örnek oluşturdu. Yapılan ciddi planlama ve spor teşkilatımızın sağladığı önemli destek sayesinde bugün Türk Okçuluğu ülkemizi yurtdışında en iyi şekilde temsil etmenin gururunu duymakta. Dünyanın hemen her köşesinde yarışan okçularımız, özellikle son 14 yıl içinde aldıkları başarılı sonuçlar sayesinde, var olan olanaklarla çok iyi şeyler yapılabileceğini kanıtladılar.

Osmanlı Ordusu içinde özel bir yere sahip kılınan okçuluk adeta bir sanat kolu olarak kabul edildi ve Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren tüm padişahlar okçuluk sporu ile bizzat meşgul oldular. Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethinin hemen ardından kurulan Ok Meydanı, ok talim yeri olarak bu sanat koluna ayrıldı. Zaferden zafere koşarak Osmanlı İmparatorluğu’nu ayakta tutan, orduların Viyana kapılarına kadar dayanmasını sağlayan savaş gücünü Türk akıncılarının okçuluktaki maharetine bağlayabiliriz. Osmanlı yaşamında yüzyıllar boyunca önemli bir yer işgal eden Okçuluk hakkında, çeşitli kütüphanelerimizde 60 civarında el yazması eser bulunmakta, ancak bu eserlerin eski yazı ile yazılmış olmaları incelemeyi güçleştirmektedir.

Tarihsel belgeler incelendiğinde, Türklerde okçuluğun M.Ö.5000 yıllarında başladığı ve okçuluk ile ilgili kuralların konulup, uygulanmasının Oğuzlar ile gerçekleştiği görülür. Türk kavimleri süresince, Sümerler, Elamlar, Akadlar, İskitler, Hunlar, Avarlar ve Hititler ile devam eden okçuluğa yakın ilgi, Oğuzların Müslümanlığı kabulünden sonra daha da gelişerek en parlak devrine Osmanlılar ile ulaştı.

Osmanlılar döneminde, okçuluğu ciddi kurallara bağlayarak yarışma esası içine alan ve tesis kuran hükümdar, daha önce de belirtildiği gibi Fatih Sultan Mehmet’tir. Her ne kadar Fatih’ten önceki bazı hükümdarların dönemlerinde çeşitli okçuluk yarışmaları yapılmış ise de, okçuluğun bir esasa bağlanarak ciddi bir şekilde ele alınması, saha ve tesislerin oluşturulması Fatih Sultan Mehmet’in emri ile başladı. İstanbul’un fethinden sonra Kasımpaşa semtinde kurulan ve bugün ancak çok az bir bölümü korunabilen Ok Meydanı, Fatih’in bu spora verdiği önemi açıkça belirtmektedir. Fatih’ten sonraki hemen tüm hükümdarlar bu sahayı genişletip, ek tesisler yaptılar, diğer şehirlerde de sahalar kurdular. II. Beyazıt döneminde bununla da yetinilmeyip, okçular özel olarak himaye edildi, okçuluk malzemeleri ile uğraşan sanatkarlar bir araya toplanarak, bunlara her türlü imkan sağlandı. Hatta, bu amaçla hemen-hemen tüm sanatkarlar İstanbul’a getirildi ve II. Beyazıt’ın kendi adına yapılan Beyazıt Camii’nin arkasında inşa edilen”Okçular Caddesi”ndeki”Okçular Çarşısı”kuruldu. XV. ve XVI. Yüzyıllarda İstanbul’da sayıları 500’ü bulan ok ve yay imal eden atölye ile, özel olarak okçuluk eğitimi yapılan okulların bulunduğu gerçeği dikkate alınacak olursa, bu spor dalında ne denli zengin bir geçmişe sahip olduğumuz kolayca anlaşılacaktır.

Bu devirde, bir okçu için rekor taşı anıtı dikilebilmesi için, okun en az 660 m.(1000 kez) atılması gerekirdi. Önce, rüzgara göre atış yönü tayin edilerek, atışın başlama noktasına bir taş (ayaktaşı), sonra da okun eriştiği noktaya bir anıt taş (menzil taşı) dikilirdi. Yukarıda da belirtildiği gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nda hükümdar ve sadrazamların birçoğu okçu idi.

Bunların içinde özellikle Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın (1618 ) Okçuluk Tarihi içinde özel yeri bulunmaktadır. Mustafa Paşa Sadrazamlığı sırasında okçulukla ilgili bir kanun (ferman) yayınlayarak bu spora verilen özel önemi vurgulamıştı.

Bugün aslı Topkapı Müzesi arşivinde bulunan bu ferman Spor ile ilgili ilk kanun olma özelliğini taşımaktadır.

Hayvan boynuzu, sinir vb. organik maddeler ve ahşap malzemenin sentezi ile imal edilen eski Türk yaylarının inanılmaz teknik güçleri, bugün dahi okçuluk tekniği ile yakından ilgilenen A.B.D., Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerinin teknik adamlarını hayretler içinde bırakmaktadır. Günümüzde ileri teknoloji ile üretilmiş yaylarla 250 m. mesafeye zorlukla ok atılırken, eski Türk yaylarıyla 1000 – 1200 m.’lere ok atılabilmesi bu hayretin en önemli nedenini oluşturmaktadır.

Okçuluk tarihimize dikkatli bir göz atıldığında, Fatih Sultan Mehmet’ten II. Beyazıt’a uzanan dönemin ciddi bir”Planlama Dönemi”olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. II. Beyazıt’tan II. Selim’in ölümüne kadar geçen süre ise, “Gelişme Devri” olarak kabul edilmektedir. II. Selim’den III. Selim’e kadar olan dönemde de hükümdarlar okçuluk ile özel olarak ilgilendiler. Ancak, II. Selim’in tahta geçmesinden II. Mahmut’un ölümüne kadar geçen süre “Yeniden Yükselme Devri” olarak tarihe geçti. Bu dönem II. Abdülhamit’in tahta çıkmasına kadar devam eder. II. Abdülhamit’den V. Mehmet’in ölümüne kadar geçen süre ise okçuluk için “Duraklama ve Gerileme Devri” dir. Padişah Vahdettin’in dönemi (1918-1920) okçuluk sanatkarlarının ellerindeki sanatı bırakarak başka işlere yöneldiği ve bu iş ile ilgilenenlerin 3-5 kişiye kadar düştüğü bir dönemdi.

İlgili Bağlantılar

Türkiye Okçuluk Federasyonu
Uluslararası Okçuluk Federasyonu